Khane-ye doust kodjast - Where is the Friends Home (1987)

Bahman Ghobadi ve Majid Majidi'den sonra İran Sineması üzerine gitmeyi bırakmadım. Aksine beni içine çektiğini söyleyebilirim. Hatta Jafar Panahi'nin bir kaç filmi elimde ama daha kendisi ve sinemasıyla tanışamadım. Gündemimde şimdi pek çok İranlı yönetmenin ustası olan Abbas Kiarostami var.

Abbas Kiarostami'nin 1987 yılında senaryosunu yazıp yönettiği film Khane-ye doust kodjast Türkçe'ye Arkadaşımın Evi Nerede? olarak çevrilmiş. Sekiz yaşında, ilkokul öğrencisi olan Ahmed(Babek Ahmed Poor) sıra arkadaşı Mohamed Reda Nematzadeh(Ahmed Ahmed Poor)'in defterini kuzeninde unuttuğundan dolayı ödevini bir sayfaya yaptığı için öğretmeninden azar işitmesine ve bu olayı bir kez daha tekrarlaması durumunda okuldan atılacağına çok üzülür. Tesadüfe bakın ki okuldan eve döndüğünde sıra arkadaşının defterini de kendi çantasına koyduğunun farkına varır ve arkadaşının ertesi gün okuldan atılma ihtimaline karşı büyük bir panik içine girer. Arkadaşına defteri vermelidir ama Nematzadeh farklı bir köyde yaşamaktadır. Bunun yanında Ahmed ne Nematzadeh'nin evini, ne de hakkında başka bir bilgi bilmemektedir.Ahmed annesinin itirazlarına rağmen içindeki o saf çocuksu duygularla arkadaşına yardım etmek, onun okuldan atılmasını engellemek için yola çıkar ve arkadaşını bulmaya çalışır.

Film toplamda seksenüç dakika. Kendine has bir naifliği var. Bunu rahatlıkla hissedebiliyorsunuz filmi izlerken. Yönetmen çocukların yaşamından bazı kesitleri ve büyüklerinin onları nasıl baktığını ustalıkla anlatıyor. Ahmed'in dedesi onun yetişme tarzını, aksiliğini ve söz dinlememesini anlatırken kendi hayatına dönüyor. Çocukluğunu hatırlıyor ve kendi babasının ona yaptığı uygulamaları baz alarak Ahmed'e yükleniyor. Amacı Ahmed'in daha iyi yetişmesi olabilir ama bunu yaparken Ahmed'e hiç sormuyor, o'nu dinlemiyor. Ahmed'in ödevlerini yapmasını, başarılı olup bu sefil köyden gitmesini isterken, Ahmed'e arkadaşını bulmak için yardım eden yaşlı bir adam ise Ahmed'e çoğu kişinin yaşadığı köyden ayrılmasından dolayı onlara duyduğu sitemi anlatıyor. Yetişkinler sürekli Ahmed'e laf anlatırken onu bir kez olsun bile dinlemiyor.

Filmi genel olarak ele aldığımızda gayet güzel bir film. Büyük bütçeli filmlere nazaran bu tür filmler şu sıralar daha çok ilgimi çekiyor. Buna ek olarak hayatın içinden kesitlerin anlatılması da beni bu filmlere çeken diğer bir etken. Farklı bir tad arayanlara öneririm. Ayrıca İran Sineması'nı gördükçe oradaki baskıcı rejime ve o insanlara kızmamak, daha rahat şartlara sahip olsalar acaba nasıl filmler yaparlar diye düşünmemek elde değil.

Son olarak film bir üçlemenin ilk filmiymiş. Bu filmden sonra Zendegi Va Digar Hich (1991) ve Zire Darakhatan Zeyton (1994) geliyormuş. Bu iki filme de sahibim ve sırada bekliyorlar. Geniş bir açıdan bakarsak Abbas Kiarostami'nin filmleri sırada.

7/10

btemplates

2 yorum:

ealturk dedi ki...

Bahman Ghobadi sinemasına dair filmler izlemen güzel hoş da çektiği filmler İran Sinemasına değil Kürt Sinemasına aittir.

Oyuncular,yönetmen,kullanılan dil hepsi kürt olgusuna ait iken iran sineması olarak nitelendirmek absürd kaçıyor.

csyasoo dedi ki...

Hocam biliyorum Bahman Ghobadi'nin Kürt asıllı olduğunu ve kürt olgusu kullandığını. Ki zaten kendisi Kürt asıllı.

Ben değil insanların çoğu kendisini İran sinemasının içine koyuyor ama senin söylediğin de doğru.