Nuovo Cinema Paradiso (1988)
Benle yaşıt bir başka filmi izlemenin hazzını yaşıyorum şu an. Hele bu filmi çok beğenince daha güzel oluyor. İtalya Sineması'ndan harikulade bir film. Ayrıca aynı senenin Oscar Ödülleri'nde En İyi Yabancı Film Oscar'ını kapmış bir masal.Paradiso Sineması'nda makinist olan Alfredo(Philippe Noiret) ve tam anlamıyla bir sinema aşığı küçük Toto'nun hikayesi. Küçük Toto ki, babasını savaşta kaybetmiş, annesi ve küçük kız kardeşiyle yaşam mücadelesi veren ufacık bir kalp.
Filmi üç bölüme ayırmak lazım. Toto'nun üç farklı halinin ki bunlar; çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemi. Film bu eksende ilerliyor ve bu evreler filmin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini oluşturuyor diyebiliriz. Çocuk haliyle çevresinde yaşanan olaylara duyarsız, umursamaz bir yapıda olan Toto'nun aklı fikri sinemadır. Salona girip koca perdede filmi izlemekle yetinmez. Gözü hep makinist odasındadır. Ama Alfredo buna izin vermez. Bunun nedeni Toto'nun da kendisi gibi olmasını istememesi, onun daha iyi işler yapabilecek yeteneğe sahip olduğuna olan inancıdır. Alfredo'nun bu gönülsüzlüğü yetmezmiş gibi Toto'nun annesi de hiç memnun değildir küçük çocuğun sinemaya olan bu merakına ve aşkına. Toto vazgeçmez, geçemez tutkusundan. Bir şekilde kendisine yer edinir o küçücük odada. Bir akşam üstü makaraların alev alması sonucu çıkan yangında Alfredo alevlerin arasında kalır, küçük Toto onu kurtarır ama Alfredo gözlerini yitirmiştir. Kasaba sinemasız ve makinistsiz kalmıştır. Basit bir şey gibi gözükebilir ama tek eğlencesi sinema olan bir yer için öyle göründüğü kadar önemsiz değildir bu durum. Sinema daha önce şans oyunundan yüklü miktarda para kazanan bir kasabalı tarafından yeniden yapılır. Adı 'Nuovo Cinema Paradiso'dur. Yani, 'Yeni Cennet Sineması'. Ve makinistlik görevi Toto'nun olur. Ama sinemaya Toto'yu ziyarete gelen Alfredo hala Toto'nun buraya ait olmadığını düşünür. Bakın ne diyor orada Toto'ya;
Buraya kadar anlattığımız bölümü Toto'nun çocukluğu ve filmin giriş bölümü olarak isimlendirebiliriz. Toto'nun yeniden açılan sinemada makinistlik görevini üstlenmesiyle birlikte değişim süreci başlamış olur. Alfredo zamanında kasabanın papazı tarafından filmlere uygulanan sansür devri Toto ile birlikte ortadan kalkar, ki filmlerde yer alan öpüşme sahneleri bile sansüre kurban gitmektedir geçmiş dönemde. Değişim devam eder. Teknolojide de karşımıza çıkar ve Alfredo'nun gözlerini yitirmesine sebep olan makaranın tutuşma riski geliştirilen yeni makina ve benzeri ilerlemelerle ortadan kalkar. İlerleyen zaman Toto'yu da değiştirir. Ama bu değişim ruhsal yönden değil fiziksel yönden etkiler onu. Büyümüştür ama o hala sinema sevgisiyle dolu küçük Toto'dur. Kendi kamerası ile çekimler yapar, bunları izler. Alfredo her zaman yanındadır bütün bunlar olurken. Onlar iki arkadaştan çok baba-oğul gibilerdir. Yine bir gün kamerası ile çekim yaparken istasyondan çıkan sarışın, mavi gözlü bir kıza odaklanır. İlk anda vurulur ona. İlerleyen günlerde kendisi ile tanışacak adının Elena olduğunu öğrenecektir. Toto'nun kalbi vurulmuştur bir kere. Sürekli Elena'yı düşünür. Aklından çıkaramaz. Bundan Alfredo'ya bahseder bir gün. Ne yapması gerektiğini söylemesini ister ondan. Alfredo ise ona şu hikayeyi anlatacaktır;
Toto bu hikayeden oldukça etkilenir. Klisede bir şekilde Elena'ya ulaşır ve ona olan aşkını itiraf eder. Elena ise ondan hoşlandığını ama aşık olmadığını belirtir. Toto'ise Elenaya;
Toto aynı Alfredo'nun ona hikayede anlattığı gibi bir gün, iki gün, üç gün derken günlerce, haftalarca bekler. Pencerenin açılmasını umarken o pencere kapanır. Tam anlamıyla yıkılır. Sinemaya döner işaretlediği takvimi yırtar atar ama birden karşısında Elena'yı görür. Hayalleri gerçek olmuştur. Ama önlerinde Elena'nın babası olan büyük bir engel vardır. Yazı Elena ailesi ile birlikte kasaba dışında geçirir. Yaz bittiğinde ise üniversiteye Palermo'ya gönderilecektir. İki aşığı birbirlerinden ayırırlar. Toto ise mecburi askerlik hizmeti yüzünden askere alınır. Elene'dan haber alamaz. Yolladığı mektuplar geri döner. Elena artık yoktur ve nerede olduğuna dair hiç bir fikre sahip değildir. Askerden döndüğünde ise büyük bir karar vermesi gerekir. Burada o küçük hayatında sıkışıp kalmak mı? yoksa Roma'ya gidip Alfredo'nun küçüklüğünden beri ona söylediği o büyük adımı atmak mı? Alfredo'nun da çabasıyla Toto Roma'ya gitmeyi kabul eder ve küçük kasabasını terk eder. Ta ki otuz yıl sonra alacağı kötü bir habere kadar...
Toto Elena'yı asla unutamaz. Başkaları ile birlikte olur, sevgilileri olur ama aklının bir köşesi devamlı Elenada dır. Filmin son bölümünü ise anlatmayacağım. Spoilerden geçilmiyor görüleceği üzere. Ayrıca yönetmen yıllar sonra bazı sahneler ekleyerek değişik bir final ortaya koymuş ama onu izlemedim ben. Farklı bir final diye bahsediliyor ama izler miyim bilmiyorum. Ben bu filmi böyle hatırlamak istiyorum çünkü. Sonuç olarak Toto'nun küçüklüğünü oynayan Salvatore Cascio ve Alfredo'yu oynayan Philippe Noiret'nun mükemmel oyunculukları ile süslü çok çok iyi bir film. Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele'de bu filmden etkilendiği bariz. Ayrıca Sinema Bir Mucizedir adlı Kadir İnanır'ın oynadığı film ise bu filme baya benziyor. Son olarak Ennio Morricone imzalı soundtrack albümü ise mükemmel. Her bir parça sizi alıp götürüyor. Uzun zamandır dinlediğim en iyi albümlerden birisi.
Tam bir klasik. Kaçırılmamalı.
8.5/10
Bu senin gerçek işin değil. Evet şimdi Paradiso'nun sana ihtiyacı var senin de ona. Ama bu geçici bir şey. Birgün başka şeylerle uğraşacaksın. Daha önemli şeylerle. Kesinlikle daha önemli...
Buraya kadar anlattığımız bölümü Toto'nun çocukluğu ve filmin giriş bölümü olarak isimlendirebiliriz. Toto'nun yeniden açılan sinemada makinistlik görevini üstlenmesiyle birlikte değişim süreci başlamış olur. Alfredo zamanında kasabanın papazı tarafından filmlere uygulanan sansür devri Toto ile birlikte ortadan kalkar, ki filmlerde yer alan öpüşme sahneleri bile sansüre kurban gitmektedir geçmiş dönemde. Değişim devam eder. Teknolojide de karşımıza çıkar ve Alfredo'nun gözlerini yitirmesine sebep olan makaranın tutuşma riski geliştirilen yeni makina ve benzeri ilerlemelerle ortadan kalkar. İlerleyen zaman Toto'yu da değiştirir. Ama bu değişim ruhsal yönden değil fiziksel yönden etkiler onu. Büyümüştür ama o hala sinema sevgisiyle dolu küçük Toto'dur. Kendi kamerası ile çekimler yapar, bunları izler. Alfredo her zaman yanındadır bütün bunlar olurken. Onlar iki arkadaştan çok baba-oğul gibilerdir. Yine bir gün kamerası ile çekim yaparken istasyondan çıkan sarışın, mavi gözlü bir kıza odaklanır. İlk anda vurulur ona. İlerleyen günlerde kendisi ile tanışacak adının Elena olduğunu öğrenecektir. Toto'nun kalbi vurulmuştur bir kere. Sürekli Elena'yı düşünür. Aklından çıkaramaz. Bundan Alfredo'ya bahseder bir gün. Ne yapması gerektiğini söylemesini ister ondan. Alfredo ise ona şu hikayeyi anlatacaktır;Bir zamanlar krallığın tekinde bir kral güzel prensesi için bir ziyafet verir. Kapıda bekleyen bir asker kralın kızını görür. Prenses çok güzeldir ve asker o anda aşık olur ona. Fakat basit bir kapı görevlisinin kralın kızıyla ne işi olabilirdi? En sonunda ona ulaşır ve artık onsuz hayatının bir anlamı olmadığını söyler. Prenses askerin aşkından o kadar etkilenir ki; "Eğer balkonumun altında 100 gün 100 gece bekleyebilirsen senin olabilirim..." der. Bunun üzerine asker gider, bir gün bekler, ikinci gün, üçüncü, yirminci gün Her gece prenses dışarı bakar ama o kımıldamaz bile. Yağmurda, rüzgarda, karda. O hep oradadır. Kuşlar kafasına pisler, arılar sokar, ama o kımıldamaz. 90. günün sonunda zayıf ve solgun bir haldedir. Gözlerinden akan yaşları tutamaz. Uykusuzluğa dayanacak hali kalmamıştır. Ve tüm o günler boyunca prenses onu seyreder. Nihayet, 99. günün akşamında asker ayağa kalktı, sandalyesini aldı ve gitti.
Toto bu hikayeden oldukça etkilenir. Klisede bir şekilde Elena'ya ulaşır ve ona olan aşkını itiraf eder. Elena ise ondan hoşlandığını ama aşık olmadığını belirtir. Toto'ise Elenaya;
Önemli değil. Bekleyeceğim. Beni sevmen için. Her gece işten sonra, gelip evinin önünde duracağım ve bekleyeceğim. Her gece.Fikrini değiştirince, pencereni aç. Hepsi bu. Ben anlarım.
Toto aynı Alfredo'nun ona hikayede anlattığı gibi bir gün, iki gün, üç gün derken günlerce, haftalarca bekler. Pencerenin açılmasını umarken o pencere kapanır. Tam anlamıyla yıkılır. Sinemaya döner işaretlediği takvimi yırtar atar ama birden karşısında Elena'yı görür. Hayalleri gerçek olmuştur. Ama önlerinde Elena'nın babası olan büyük bir engel vardır. Yazı Elena ailesi ile birlikte kasaba dışında geçirir. Yaz bittiğinde ise üniversiteye Palermo'ya gönderilecektir. İki aşığı birbirlerinden ayırırlar. Toto ise mecburi askerlik hizmeti yüzünden askere alınır. Elene'dan haber alamaz. Yolladığı mektuplar geri döner. Elena artık yoktur ve nerede olduğuna dair hiç bir fikre sahip değildir. Askerden döndüğünde ise büyük bir karar vermesi gerekir. Burada o küçük hayatında sıkışıp kalmak mı? yoksa Roma'ya gidip Alfredo'nun küçüklüğünden beri ona söylediği o büyük adımı atmak mı? Alfredo'nun da çabasıyla Toto Roma'ya gitmeyi kabul eder ve küçük kasabasını terk eder. Ta ki otuz yıl sonra alacağı kötü bir habere kadar...Toto Elena'yı asla unutamaz. Başkaları ile birlikte olur, sevgilileri olur ama aklının bir köşesi devamlı Elenada dır. Filmin son bölümünü ise anlatmayacağım. Spoilerden geçilmiyor görüleceği üzere. Ayrıca yönetmen yıllar sonra bazı sahneler ekleyerek değişik bir final ortaya koymuş ama onu izlemedim ben. Farklı bir final diye bahsediliyor ama izler miyim bilmiyorum. Ben bu filmi böyle hatırlamak istiyorum çünkü. Sonuç olarak Toto'nun küçüklüğünü oynayan Salvatore Cascio ve Alfredo'yu oynayan Philippe Noiret'nun mükemmel oyunculukları ile süslü çok çok iyi bir film. Yılmaz Erdoğan'ın Vizontele'de bu filmden etkilendiği bariz. Ayrıca Sinema Bir Mucizedir adlı Kadir İnanır'ın oynadığı film ise bu filme baya benziyor. Son olarak Ennio Morricone imzalı soundtrack albümü ise mükemmel. Her bir parça sizi alıp götürüyor. Uzun zamandır dinlediğim en iyi albümlerden birisi.
Tam bir klasik. Kaçırılmamalı.
8.5/10




0 yorum:
Yorum Gönder