Juno-Little Miss Sunshine-Nefes-Magnolia
Finaller sonrası bütlere kadar olan sürede izlediğim birkaç film.Teker teker ele almayacağım filmleri.Bir postla dört kuş vuracağım anlayacağınız.Başlık sırasına göre gidelim.
İlk filmimiz Juno.Lisede okumakta olan genç kızımız Juno'nun(Ellen Page),henüz adı konmamış bir birliktelik yaşadığı Paulie Bleeker'dan(Michael Cera)hamile kalmasını ve sonrasında gelişen olayları anlatıyor kısaca filmimiz.Juno'nun bebeği ilk başlarda istememesi,ailesine durumu anlatması,bebeği gazeteye ilan veren bir çifte vermeyi düşünmesi ve bu aile ile tanışması filmin devamında gerçekleşen olaylar.Genel olarak filmi beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.Ellen Page'e gerçekten iyi bir oyunculuk sergilemiş film boyunca.Zaten bu rolü ile Oscar'a aday olmuş güzel kızımız.Son olarak filmin müzikleri.Son zamanlarda dinlediğim en iyi soundtrack albümlerinden biri kesinlikle.Filmin başında çalan All I Want Is You ve sonunda Ellen ile Michael'in düet yaptıkları Anyone Else But You favori parçalarım.Diğer müziklerin de bunlardan aşağı kalır yanı yok.Rahatlıkla tavsiye ediyorum henüz izlemeyenlere.
İkinci filmimiz ise Little Miss Sunshine.Aynı çatı altında yaşayan ama birbirlerine çok uzak olan Hoover ailesinin ufacık ama sıcacık hikayesi Little Miss Sunshine.Ailenin küçük kızı Olive'in(Abigail Breslin) güzellik yarışmasına katılmaya hak kazanması,ailecek yarışmaya doğru eski model arabalarıyla yola çıkmaları ve yolda karşılaştıkları komik ve trajedik durumlar filmde anlatılan öğeler.Başarısız bir intahar girişimi bulunan dayı Frank Ginsberg(Steve Carell),kitabını yayınlatmaktan başka birşey düşünmeyen Richard Hoover(Greg Kinnear),amacı havacılık akademisine gitmek olan ve dokuz aynır ağzına tek kelime almayan Dwayne(Paul Dano),geçmişte yaptıklarından bir hayli pişmanlık duyan ve madde bağımlısı büyükbaba Edwin Hoover(Alan Arkin) ve ailesini bir arada tutmaya çalışan Sheryl Hoover(Toni Collette) filmimizin karakterleri.Filmin ilk kısmını(Hastane olayına kadar,ben öyle ayırdım) ağır ve hafif sıkıcı bulsam da ikinci kısım beni fazlasıyla tatmin etti.Sonuç olarak güzel bir yol filmi olmuş.Birbirlerine uzak aile bireylerinin bir yolculuk sonrası aslında o kadar da ayrı olmadıklarını,gerçekte sıkı sıkıya bağlı olduklarını ve düzenin onları bu hale getirdiğini anlamaları yönetmenler Jonathan Dayton ve Valerie Faris tarafından güzelce anlatılmış.Çekinmeden tavsiye edebileceğim bir film daha size.
Gelelim iki yıla yakın bir süredir beklenen ve geçtiğimiz aylarda vizyona giren Nefes'e.Şunu belirteyim film fragmanından ibaretmiş diyebiliriz.Ama bunu demek için filmden ne beklediğimizi de anlatmamız gerek.Durmadan savaş sahneleri ve çatışmalardan başka birşey beklemeyen izleyiciler için büyük hayal kırıklığı olacaktır Nefes.Belgesel tam anlamıyla bu film.Türk Askeri'nin sınırda,dağın tepesinde yaşadıkları,içinde bulunduğu psikolojik durum ve az da olsa nelerle karşılaştıkları anlatılıyor.Filmi 'belgesel' olarak inceleyeceksek başarılı bir yapım.Ama dediğim gibi bir aksiyon,savaş filmi olarak değerlendireceksek kullanacağımız kelime 'sönük' olmalı.Ben yinede izlemeyenler için izleyin kararınızı öyle verin diyorum.Son filmimiz ise,Magnolia.Daha önce birçok sitede ve blogda denk gelmiştim.Öyle üstünkörü bakmıştım ve bir ara indiririm demiştim.Ev arkadaşımın indirdiğini görünce de bütlerim bittiğinden izlemeye kadar verdim.Konuyu,ne anlattığını,kimlerin oynadığını ve diğer nice detayı hiç bilmiyordum.Magnolia birbirinden farklı yaşamları ve bu yaşamların aslında biryerlerden birbirlerine bağlı olduklarını anlatıyor.Kızları tavlamak için erkeklere ders veren Frank T.J. Mackey(Tom Cruise),yıllardır televizyon programı yapan Jimmy Gator(Philip Baker Hall),yalnızlıktan sıkılmış bir polis olan Jim Kurring(John C. Reilly),Jimmy Gator'un sunduğu bilgi yarışmasını yıllar önce kazanan dahi çocuk Donnie Smith(William H. Macy),yattığı yataktan kalkamayan ve ölümü bekleyen Earl Partridge(Jason Robards) filme üstlerinde durulan esas karakterler.Pişmanlıkların,hataların,yanlızlığın ve birçok duygunun anlatıldığı çok iyi bir dram filmi ortaya çıkmış.Şu dört filmden kesinlikle izlemelisiniz dediğim tek film Magnolia'dır,kaçırmayın.
Puanlarımız;
Juno : 7.5/10
Litte Miss Sunshine : 7 /10
Nefes: 6/10
Magnolia: 8/10
Filmler hakkında daha detaylı bilgiler için resimlere tıklayabilirsiniz.



6 yorum:
juno hinzir, zekice yazilmis, edebsizce komik bir filmdi. biraz daha genc bir adam olarak izlemis olmayi cok isterdim. diablo cody'nin senaryosu kadar jason reitman' in oyuncu yonetiminin iyi oldugunu da unutmamali. filmin basarisini ellen page' e yoranlar ciksa da bir cok sahnede juno' nun ebeveynlerini oynayan j.k simmons ve allison janney'in filmi alip goturdugu inkar edilemez.
little miss sunshine' i naif film iddiasina ragmen icimde kontrol edilemez bir ofkeyle izlemistim. eger insanin kendini iyi hissetmesi icin bir seyler tasiyorsa da ben yakalayamadim. kizlarini oylesi ahmakca bir yarisma icin peslerinden surukleyen aileler gozume gelmis, belki de kucucuk kizlari bu tur yarismalara alet etmeyin mesaji vermeye calisirken baska kucucuk bir kizi ayni seye alet ettikleri icin filmi yapanlara ve yere goge sigdiramayanlara ofke duymustum. tam da renk koru oldugunu ogrenen, asla akedemiye gidemeyecek dwayne' nin minubusten firlayip ofkeyle haykirdigi gibi.
nefes' i gormedim ama ulkemizde cekilen filmlerin objektiflikten uzak bir degerlendirmeye tabi tutul(a)madigini dusunuyorum. ornegin 'ejder kapani'; onu basyapit yapmayan tek seyin yonetmeninin bir ekol sahibi olmamasidir. ama biliyorum kisiler kulp takmak icin bakacak perdeye.
magnolia'yi izleyebildiginiz icin ne kadar sanslisiniz tahmin bile edemezsiniz. kusursuz bi sinema ornegidir. iyi yazilmis senaryosu, iyi yonetilmesi, kusursuz oyunculuklari (tom cruise' den oyle bir performans alinabilecegi kimin aklina gelirdi ki? bunu goren michael mann firsati kacirmadi ve tom cruise ile beraber colleteral diye 'neredeyse' saheser bir suc filmi ortaya cikti.)aimee mann' in costurdugu soundtracki de pas gecmeyin lutfen ozellikle 'one' muthistir. o film dair tek sikintim ilk seyredisimde degil ama sonrakilerde hissettigim bir problem; tesaduflerin olabilecegine dair belgesel tarzi kisa bolum. gerek yoktu buna. bir sinema eserinin gercege denk dusmesi diye bir kaygi zaten yok. son olarak bu nota itiraz ediyor sekizin az oldugunu, dokuz bucuktan on bekledigimi ama en kotu ihtimalle dokuza razi gelebilecegimi soylemek isterim. :)
Magnolia'yı daha geçen gün ben sormuştum sana Yasin.Ben sorduktan sonra aklına esip izlediysen ve bunu inkar edersen kalbim kırılır. :/
La Serkan ne zaman sordun sen bana :S
Valla hatırlamıyorum.
Süreç yazdığım gibi inan :D
zaten juno ile little miss sunshine aynı bokun laciverti filmler. iyi. ama o kadar. nefese uzun uzun değinmiştim. pas geçiyorum.
ama mognolia tekrar izleme listemde ilk sıralarda. görülmesi gerekenlerden fırsat kalırsa hatırlamak istiyorum tekrardan.
Türkiye'den ne zaman savaş filmi çıktı da, Nefes'i savaş filmi diye beklesin abi millet. Yoksa sen savaş filmi falan mı sanıyordun? :)
Yanlış tanımışsın dostum. :D "Sönük" ibaresi ağır gibi geldi bana vallaha, ne yalan söyliim :)
Hayır ben savaş filmi falan sanmıyordum biliyordum konusunu.Benim bir arkadaşımın başına geldi yazıda değindiğim olay ondan genelleme yaptım.
He bana soracak olursan ben beğenmedim filmi.
Yorum Gönder